4 Aralık 2019 Çarşamba

89- Fecr suresi (Hubeyb öndeş meali)

1-4- [Geceyi] yaran¹, on geceler, çift, tek² ve yürüdüğü zaman gece delildir ki

¹: "fecr=فجر" bir şeyi olabildiğince yarmaktır.(müfredat :فجر ) Gündüz de, Geceyi yardığı düşüncesiyle bu adı almıştır.

²: bir yoruma göre, "tek" ile kasıt Yaratıcıdır; "çift" ile kasıt ise, mürekkep olması hesabıyla yaratılmışlardır. (müfredat :شفع)

5- İşte bunda, bilinç sahibi olan için bir delil var mı?

6-10- RAB'binin, Ad [milletine] yani dayanak sahibi olan, belde[ler] içinde kendisinin örneği hiç yaratılmamış olan İrem'e; Vadide sert taşı oyan semud[milletine]; kazıklar sahibi Firavun[un halkına] nasıl yaptığını hiç görmedin mi?

11- [Firavunun halkı] ki, beldede taşkınlık yaptılar

12- Bozgunculuğu [terörü] onun [beldenin] içinde çoğalttılar.

13- Derken, bir azabın kamçısını RAB'bin onların üzerine boşalttı.

14- Gerçek şu ki, RAB'bin kesinlikle gözetleme yerindedir.

15- Artık, RAB'bi, kendisini [insanı] sınayıp da kendisine ikram ettiği ve kendisine nimet verdiği zaman, insana gelince: [insan] "RAB'bim bana ikram etti" der.

16- Kendisini [insanı] sınayıp da rızkını kendisine karşı belirlediği [ölçülediği] zaman, [insana] gelince: [insan] "RAB'bim beni alçalttı" der.

17- Asla! Hayır, yetime ikram etmiyorsunuz.

18- Yoksulun yemeği konusunda [yoksula yedirmeye] teşvik etmiyorsunuz.

19- Mirası, alabildiğince hep birlikte yiyorsunuz.

20- Malı, olabildiğince çok seviyorsunuz.

21- Asla! Yer, ufak ufak toz edildiği zaman,

22- RAB'bin[in emri]¹ ve melekler saf saf geldiği zaman,

¹: Muzaf hazf edilmiş olabilir. Buna göre "Emrullahi=أمر الله" yani "Allah'ın emri..." manası verilebilir. Muzaf'ın hazf edildiği ayet örnekleri vardır.

23-24- O gün, cehennem getirildi. O gün, insan hatırlar. "Keşke hayatım için önden hazırlasaydım!" derken kendisi için hatırlatma[nın faydası]¹ nasıl olacak ki?

¹: Muzaf olan "menfaat=منفعة" kelimesi hazf edilmiştir. Aksi takdirde çelişki çıkar. (Zamahşeri: keşşaf, Fahreddin Razi, beydavi)

25- Artık, o gün herhangi bir kimse onun azap ettiği şekilde azap edemez.

26- Herhangi bir kimse, onun bağladığı şekilde bağlayamaz.

27- "Ey tatmin olmuş benlik!"

28- "Razı olunmuş bir halde razı olarak RAB'bine dön."

29- Ardından, kullarımın¹ içine gir.

¹: İltifat sanatı uygulandı. Önceki ayette "RAB'bine" denilerek "Rab" üçüncü şahıs olarak anlatıldı. Bu ayetten itibaren ise, birinci şahısa çekildi.

30- "Cennetime gir."

3 Aralık 2019 Salı

88- Gaşiye suresi (Hubeyb öndeş meali)

1- Gaşiye'nin [kuşatanın] olayı/sözü sana geldi mi?

2-3- O gün, bir takım yüzler [kişiler] mahçuptur, çalışandır, yorgundur.

4- Çok sıcak bir ateşi[n azabını] çeker.

5- Son Sıcaklığına ulaşmış bir gözden [pınardan] içirilir.

6-7- Kendileri için, şişmanlık vermeyen ve açlıktan [herhangi bir şeye] yeterli olmayan bir kuru dikenden başka yiyecek [mevcut] değildir.

8- O gün, bir takım yüzler [kişiler] nimetlidir.

9- Gayreti için razı olmuştur.

10- Yüce cennetin içindedir.

11- Onun [cennetin] içinde, boş olanı işitmezler.

12- Onun içinde, akıp giden bir göz [pınar] vardır.

13-16- Onun içinde, yükseltilmiş döşekler, konulmuş küpler, saf saf dizilmiş küçük yastıklar ve yayılmış halılar vardır.

17- O halde, yüklülere [bulutlara]¹ bakıp düşünmüyorlar mı? Nasıl yaratılmış?

¹: Develer veya bulutlar kasıt edilmiştir. (müfredat : إبل)

18- Bir de göğe [bakıp düşünmüyorlar mı?]¹ nasıl yükseltilmiş?²

¹: "ile-s sema=إلى السماء" ifadesi, "ile-l ibil=إلى الإبل" ifadesinin matuftur.

²: Naziat 29-32 ayetlerinin dipnotuna bakınız.

19- Dağlara [bakıp düşünmüyorlar mı?] nasıl dikilmişler?

20- Yere [bakıp düşünmüyorlar mı?] nasıl eşitlenmiş?¹

¹: Bu dört Ayetteki fiiller, 1. Şahıs formu ile de okunmuştur. (Beydavi, kurtubi) yani "Nasıl yaratmışım? Nasıl yükseltmişim?.." manasında.

"sath=سطح" bir şeyi artırmak (İbni faris:Mekayısi-l lugat : سطح maddesi) ve eşitlemek/düzenlemek (zamahşeri:belegat esası: سطح maddesi) anlamındadır. kelime anlamının dünyanın şekliyle alakası yoktur. Üzerinde yaşamın gerçekleşmeyeceği tarzda düzensiz bir yapıya sahip olmayıp düzenlenmiş olduğu anlatılmaktadır. Diğer sözlük anlamına göre düzlükle alakalı değildir. Hemen hemen hepsinin verdiği ortak manaya göre düzenlemek anlamındadır. Mesela Ragıp isfehani [v. 1108] şunu söyler: "[Örneğin] 'mekanı sath ettim' denilir. 'Onu [mekanı] sath [evin üzeri] gibi bir düzenleme içinde yaptım' manasındadır"
İbni manzur [D. 1232, v. 1311] lisanu-l Arap isimli sözlüğünde bu kelimenin "yere yatırmak/uzandırmak" anlamında olduğunu söyler

21-22- O halde, hatırlat. Sen, sadece bir hatırlatıcısın, onlara bir bekçi değilsin.

23- Ancak, yüz çevirmiş ve gerçeği örtmüş kimse[ler] hariç.

24- Artık, Allah daha büyük azap olarak ona azap eder.

25- Gerçekten, dönüşleri sadece bizedir.

26- Sonra gerçekten, hesapları[nı sormak] sadece bizedir.

1 Aralık 2019 Pazar

87- Ala suresi (Hubeyb öndeş meali)

1- Yüce RAB'binin ismini tenzih et.

2- O [RAB'bin] ki, yarattı, ardından eşitledi.

3- O [RAB'bin] ki, belirledi, ardından yol gösterdi.

4- O [RAB'bin] ki, otlağı çıkardı.

5- Ardından, onu kapkara halde bir çer-çöp yaptı.

6- Sana okutacağız, artık unutmayacaksın.

7- Ancak, Allah'ın tercih ettiği [şeyler] hariç. Gerçekten o, açıkça ortadakini ve gizleneni biliyor.

8- (o) Kolaylık için seni kolaylaştıracağız.¹

¹: Bu ifade "en kolay olana seni muvaffak kılacağız" olarak anlaşılmış olsa da "teysir=تيسير" kelimesinin anlamı kolaylaştırmak manasındadır. Bu ifade kur'an'a yönelik bir hitap olabilir. Tıpkı Allah'ın göğe ve yere konuşması gibi (fussilet 11).  "Kolaylık için seni (okuyanlara) kolaylaştıracağız" manasında olabilir.

9- Artık, hatırlatma fayda verdiyse hatırlat.

10- Saygılı kimse öğüt alacaktır.

11- En mutsuz [kişi] ondan [öğütten] uzaklaşacaktır.

12-13- [en mutsuz kişi], en büyük ateşi[n azabını] çeker, sonra onun [ateşin] içinde ölmez ve yaşamaz.

14-15- Arınan ve RAB'binin ismini anıp ardından yönelmiş olan  kimse kazanmıştır.

16-17- Aksine! Ahiret [son] daha iyi (hayırlı) ve daha kalıcı iken Dünya [ilk] hayatını tercih ediyorsunuz.

18-19- Gerçekten bu, öncekilerin kesinlikle sayfalarında yani İbrahim'in ve Musa'nın sayfalarındadır.

86- Tarık suresi (Hubeyb öndeş meali)

1- Gök ve Tarık [vurucu]¹ delilidir ki,

¹: bkz: Pulsar yıldızı.

2- Öngörüde bulunmanı ne sağladı? Tarık [vurucu] nedir?

3- [O], delici yıldızdır.

4- Kesinlikle her bir can [evet, her bir canın] üzerinde mutlaka bir kayıt edici vardır.

5- O halde, insan neyden yaratılmış, bakıp düşünsün.

6-7- Hızla atan¹, bel ve kaburgalar arasında çıkan bir sudan yaratıldı.

¹:''Dafik=دافق'' kelimesi faildir. Yani ''hızla atan'' manasındadır.  Genellikle tevil yoluyla bu ifadeye ''hızla atılan''[yani ''medfuk=مدفق'']  manası verilmiştir. Bundan dolayı da erkeğin suyunun kast edildiği düşünülmüştür. Ancak ayetin ifadesi bize ''Hızla atan'' bir su olduğunu gösteriyor. Bu sudan kast ise kadının rahminin sağ ve sol taraflarında bulunan ovaryumlar içindeki foliküllerdir. Bu foliküller(içi su dolu olan baloncuklar) bir süre sonra patlayarak içindeki yumurtayı anne rahminin boşluğuna göndermektedir. Ayetteki ''Hızla atan su'' ifadesinden kast bu olabilir. Bu durumda ayetteki ''Min=من'' harfi cerri sebep bildirmiş olur. Anlamı ''hızla atan bir su sayesinde yaratıldı'' olur. 
''teraib=ترائب'' ifadesinin anlamı konusunda ayrılık vardır. ''Kaburga kemıkleri, göğüs, kalbin suyu, gerdanlık bölgesi, vb.'' (Kurtubı, mufredat: ترب, Keşf ve-l beyan, bahru-l muhit) bu kelimenin ''kişinin iki bacağı, iki eli gibi uzuvları'' manasında olduğu da söylenmiştir. (Kurtubı ve bahru-l muhit) anne rahmi iki bacak ve bel arasındaki bölgede bulunduğundan dolayı bu anlam tercih edildi. 

''çıkan'' manasında olan ''yahrucu=يخرج'' fiilinin zamirinin işareti insan da olabilir. (Kurtubi) bu durumda bebeğin çıkış noktası kast edilmiştir.   
 

8-9- Gerçekten o, sırların sınanacağı (ortaya çıkacağı) gün, onun [insanın] geri dönüşüne [geri döndürmeye] imkanı olandır.

10- Artık, kendisi için hiçbir kuvvet ve yardımcı yoktur.

11-14- Dönüş sahibi olan gök ve çatlak sahibi olan yer, delilidir ki, Gerçekten o, bir ayırma [gerçeği ortaya çıkarma] sözüdür ve asla gereksiz/faydasız değildir.

15- kesinlikle onlar, plan yaptıkça yapıyorlar.

16- Plan yaptıkça yapıyorum.

17- Artık, kafirlere [gerçeği örtenlere] ağır ol, onlara azıcık mühlet verdim.

85- Buruc suresi (Hubeyb öndeş meali)

1-5- Burçlar sahibi gök, söz verilmiş olan gün, şahit ve şahitlik edilen delildir ki, hendeğin yani tutuşturulma sahibi olan Ateşin dostları öldürüldü.

6-7- Bir vakit, onların inançlılara yaptıklarına karşı şahitler olarak onun [ateşin] karşısında oturuyorlardı.

8-9- Onlardan ancak devamlı üstün olan, övgüye layık olan, göklerin ve yerin [tüm evrenin] yönetimi sadece kendisine ait olan Allah'a inanıyorlar diye intikam aldılar. Hâlbuki Allah, her şeye devamlı şahittir.

10- Gerçek şu ki, inançlı erkeklere ve inançlı kadınlara işkence etmiş/onları yakmış¹ olup sonra hiç tevbe etmemiş [hatadan dönüş yapmamış] olanlara (evet!) onlara cehennemin azabı ve yangın azabı vardır.

¹: "fetene=فتن" fiili, iki anlama da müsaittir (müfredat : فتن, kurtubi, beydavi)

11- Gerçek şu ki, inanmış ve düzgün-iyi eylemlerde bulunmuş olanlara (evet!) onlara alt taraflarından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte bu, büyük başarının ta kendisidir.

12- Gerçekten, RAB'binin tutup cezalandırması kesinlikle çok şiddetlidir.

13- Gerçekten o, başlatıyor ve başa döndürüyor.

14- O, çok bağışlayandır, çok sevendir.

15- Arş'ın [yönetimin] sahibidir, iyiliği bol olandır.

16- İstediğini çokça yapandır.

17-18- Ordunun yani Firavun'un ve semud'un olayı/sözü sana geldi mi?

19- Hayır! Gerçeği örtmüş olanlar, bir yalanlamanın içindedir.

20- Halbuki Allah, onların gerisinden kuşatan'dır.

21- Hayır! O, şerefli bir kur'an'dır.

22- Korunmuş bir levhanın (Levhi mahfuzun) içindedir.

84- inşikak suresi (Hubeyb öndeş meali)

1-2- Gök, ayrıldığı, RAB'bi için dinlediği ve Hak [buna layık] edildiği zaman,

3-5- Yer, gerildiği¹, içindekileri attığı, boşaldığı, RAB'bi için dinlediği ve Hak [buna layık] edildiği zaman,

¹: Bu ifade, cilt derisinin uzatılması yani gerilmesi anlamındadır. Cilt derisi gerildiği zaman, nasıl kıvrımları yok oluyorsa, yeryüzü de gerildiği zaman, üzerindeki dağlar yok olacaktır. (kurtubi) bu ifadeden dünyanın şekli çıkmaz. Çünkü kelimenin açılımı ile ilgili verilen örneğe dikkat edilirse, ister düz cilt olsun isterse yuvarlak bir cilt olsun [mesela başın derisi] gerildiği zaman yüzeyi düz olur. Bu sebeple ayetten dünyanın şekline işaret çıkarılamaz.

6- Ey insan! Gerçekten sen, RAB'bine doğru alabildiğince çalışıp çabalayansın. Ardından, onunla karşılaşıcısın.

7-9- Artık, kitabı sağına verilmiş kimselere gelince: o, yakında çok kolay bir hesap olarak hesaplaşacaktır ve ailesine/halkına mutlu edilmiş olarak dönecektir.

10-12- Kitabı, sırtının gerisine verilmiş kimselere gelince, yakında yıkımı [ölümü] çağıracak ve alevin [azabını] çekecektir.

13- Gerçekten o, ailesinin/halkının içinde mutlu edilmişti.

14- Gerçekten o, asla dönmeyeceğini [diriltilmeyeceğini] düşünmüştü.

15- Bilakis, gerçekten RAB'bi onu devamlı görendi.

16-19- Artık hayır. Şafağı, geceyi, topladığı [şeyleri] ve toplandığı zaman Ay'ı delil getiririm ki, mutlaka bir tabaka'dan bir bir tabakaya bineceksiniz.

20- O halde, kendileri ne var ki inanmıyorlar?

21- Kendilerine kur'an okunduğu zaman secde etmiyorlar?

22- Hayır! Gerçeği örtmüş olanlar, yalanlıyor.

23- Allah, sakladıklarını/içlerindekini daha iyi bilir.

24- Artık, onları can yakıcı bir azap ile müjdele!

25- Ancak, inanmış ve düzgün-iyi eylemlerde bulunmuş olanlar hariç. Onlar için, engellenmemiş bir ödül vardır.

83- Mutaffifin suresi (Hubeyb öndeş meali)

1- 'Mutaffifin'e¹ yazıklar olsun!

¹: "Mutaffifin"in ne olduğu devam eden ayetlerde anlatılmaktadır.

2-3- O [Mutaffifin olanlar] ki, insanlardan ölçek aldıkları zaman, vefa [tam almayı] isterler. Kendileri, ölçek verdikleri veya Tarttıkları zaman, [ölçüyü] kaybettirirler/eksiklik yaparlar.

4-6- Onlar, büyük bir gün yani Alemlerin [varlıkların] RAB'bi için insanların ayağa kalkacağı gün için kendilerinin yönlendirileceklerini/yeniden diriltileceklerini düşünmüyorlar mı?

7- Asla! Gerçekten, [dinin sınırlarını] parçalayanların kitabı, kesinlikle 'siccin' içindedir.

8- Sana ne öngörüde bulundurdu, 'siccin' nedir?

9- [Siccin], rakamlandırılmış bir Kitaptır.

10-11- O gün, din gününü yalanlayan (o) yalanlayıcılara yazıklar olsun!

12- Onu [Din gününü] ancak kasıtlı suç işleyen saldırgan yalanlar.

13- Kendisine, ayetlerimiz [işaretlerimiz] okunup teşvik edildiği zaman "öncülerin-öncekilerin satırlarıdır [uydurmasıdır]" dedi.

14- Asla! Aksine, elde etmekte oldukları [şeyler] kalplerinin üzerini paslandırdı.

15- Asla! Gerçekten onlar, o gün RAB'lerinden kesinlikle engellenmişlerdir.

16- Sonra, gerçekten onlar kızgın ateşi[n azabını] kesinlikle çektiler.

17- Sonra "Bu, kendisini yalanlamakta olduğunuz [şeydir]" denilir.

18- Asla! Gerçekten, iyilerin kitabı, kesinlikle 'İlliyyin' içindedir.

19- 'illliyyin' nedir? Sana, bilgi yakalamanı ne sağladı?

20- [İlliyyin], Rakamlandırılmış bir Kitaptır.

21- Yaklaştırılmışlar, ona şahitlik ediyor.

22- Gerçekten, iyiler Naim'in içindedir.

23- Bakıp düşünerek süslü makamların üzerindedirler.

24- Onların yüzlerinde bulunan 'Naim'in aydınlığını/güzelliğini' tanırsın.

25- Mühürlenmiş bir 'Rahik'ten içirilirler.

26- Onun [Rahik'in] mühürü/sonu misktir. O halde, 'erdemlilik için kendi nefsiyle mücadele edenler'¹, işte bunlar konusunda kendi nefisleri ile mücadele etsinler.

¹: (müfredat : نفس)

27-28- Onun karışımı, yaklaştırılmışların kendisinden içeceği bir pınar olarak tesnim'dir.

29- Gerçekten, suç işlemiş olanlar, inanmış olanlardan dolayı gülüyorlardı.

30- Onlara [inanmış olanlara] uğradıkları zaman, işaret ederler [kınarlar].

31- Kendi ailelerine/halklarına döndükleri zaman keyifli olarak döndüler.

32- Onları [inanmış olanları] gördükleri zaman "Gerçekten, bunlar cidden [yolu] kaybedenlerdir/şaşıranlardır." dediler.

33- Onlar, onlara kayıtçı olarak gönderilmediler.

34-35- O halde bugün, inanmış olanlar, bakıp düşünerek süslü makamların üzerinde iken kâfirlerden [gerçeği örtenlerden] dolayı gülerler.

36- [Böylece], Kâfirler [gerçeği örtenler], yapmış olduklarının getirisini aldılar mı?