7 Aralık 2019 Cumartesi

114- Nas suresi (Hubeyb öndeş meali)

1-6- "İnsanların göğüslerine fısıldayan (o) Gizlininin fısıldısından, cinlerden ve insanlardan, İnsanların RAB'bine, insanların kralına, insanların Tanrısına sığınırım" de.

113- Felak suresi (Hubeyb öndeş meali)

1-5- "Yarattığı [şeylerin] kötülüğünden, çöktüğü zaman gece karanlığının kötülüğünden, düğümün içine çokça üfleyenlerin kötülüğünden ve haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden felak'ın [sabahın] RAB'bine sığınırım" de.

112- İhlas suresi (Hubeyb öndeş meali)

1- "O Allah tektir" de.

2- "Allah Samed'dir [her konuda kendisine başvurulandır]."

3- "Hiç doğurmadı ve hiç doğrulmadı"

4- "Hiçbir [kişi], ona hiç denk olmadı."

111- Tebbet suresi (Hubeyb öndeş meali)

1- Ebu lehebin iki eli [gücü, malı]¹ battı² ve [kendisi de]³ battı.

¹: "iki el" ifadesiyle kasıt edilen, malı ve gücüdür. Dil açısından "el" kelimesinin bu anlamı vardır. (müfredat : يد)

²: Çoğu meal bu ifadeyi beddua olarak çevirmiştir. Ancak, sözün faili Allah olunca, mazi [geçmiş zaman] fiili için dua anlamının verilmesi doğru değildir.

³: 1. "tebb=تب" fiili, ellere işaret ettiği için dişi olarak [tebbeT=تبت] şeklinde gelmiştir; 2.si ise, ellere değil, doğrudan kendisine işaret ettiği için eril olarak [tebbe=تب] şeklinde gelmiştir.

2- Malı ve elde ettiği, kendisine yeterli gelmedi.

3-5- Hanımı, odun taşıyıcısı iken, kendisi alev sahibi bir ateş[in azabını] çekecek.

6- [Hanımının] boynunda hurma dalından bir iplik vardır.

110- Nasr suresi (Hubeyb öndeş meali)

1-3- Allah'ın yardımı ve fetih geldiği ve insanları dalgalar [gruplar] halinde Allah'ın dinine girerken gördüğün zaman, RAB'binin övgüsüyle tenzih et ve ondan bağışlanma dile. Gerçekten o, [en başından beri] tevbeyi çokça kabul edendi.

109- kafirun suresi (Hubeyb öndeş meali)

1- "Ey kafirler [gerçeği örtenler]!" de.

2- "kulluk ettiğinize kulluk etmiyorum."

3- "Siz, benim kulluk ettiğime kulluk edenler değilsiniz"

4- "Kulluk etmiş olduğunuza ben kulluk eden değilim."

5- "Siz, benim kulluk ettiğime kulluk edenler değilsiniz"

6- "Sizin kendi dininiz vardır; benim kendi dinim vardır"

108- Kevser suresi (Hubeyb öndeş meali)

1- Gerçekten biz, sana Kevseri bağışladık.

2- Artık, RAB'bin için yönel (namaz kıl) ve kurban kes.¹

¹: "inhar=انحر" emrinin, "Namazda ellerini göğüs hizasına kaldır" ve "göğsünü kıbleye çevir" gibi farklı anlamlara gelmesi de mümkündür. (kurtubi, zad'ul mesir) ancak bakara 71. Ayet, bir başka kıraat'te "zebehuhe =ذبحوها" [kestiler] ifadesi yerine "naharuhe=نحروها" şeklinde okunması (müfredat:نحر), kelimenin "kurban kesme" anlamında olduğunu destekliyor.

3- Gerçekten, sana kin/nefret duyan, soyu kuruyacak olanın ta kendisidir.

107- Maun suresi (Hubeyb öndeş meali)

1- Dini yalanlayanı bana haber ver.

2- İşte o, yetimi şiddetle def edendir.

3- Yetimi yedirme konusunda teşvik etmez.

4-5- Artık, kendi yönelişlerinden/takiplerinden [vahiyden] yana dikkatsiz davranan (o) yönelenlere (namaz kılanlara)¹ yazıklar olsun!

¹: (Müfredat: صلا) 

6-7- ki onlar, gösteriş yaparlar ve maun'u [desteği] engellerler.

106- Kureyş suresi (Hubeyb öndeş meali)

1-4- Kureyş'in kaynaşması yani kış ve yaz yolculuklarında kaynaşmaları için¹, kendilerini açlıktan doyurmuş ve korkudan emin [güvende] yapmış olan bu evin RAB'bine kulluk etsinler.

¹: Buradaki "lam= ل" harfi, 3. Ayetteki "kulluk etsinler" ifadesine bağlıdır. (zamahşeri:keşşaf)

105- Fil suresi (Hubeyb öndeş meali)

1- RAB'binin, fil dostlarına nasıl yaptı[ğını] hiç görmedin mi?

2- Onların planını, bir kayboluşun içine hiç getirmedi mi? [planlarını bozmadı mı?]

3-4- kendilerine Siccilden [taş ve toprak karışımından] taşlar fırlatan ebabil'in [dağınık sürünün] kuşlarını kendilerinin üzerine gönderdi.

5- Ardından, onları yenilmiş kırıntılar gibi yaptı.

104- Humeze suresi (Hubeyb öndeş meali)

1- Çekiştiren, hata arayan herkese yazıklar olsun!

2-3- O [kimse] ki, malının kendisini kalıcı yaptığını sanarak mal topladı ve onu [malı] saydı.

4- Asla! O, mutlaka ama mutlaka 'hutame'nin içine değersizce atılacaktır.

5- Öngörüde bulunmanı ne sağladı? Hutame nedir?

6-7- [O], gönüllerin üzerine çıkmış [ulaşmış], Allah'ın tutuşturulmuş ateşi'dir.

8- Kesinlikle o, onların üzerine kapanmıştır.

9- Uzatılmış bir dayanak içindedir.

103- Asr suresi (Hubeyb öndeş meali)

1- Asr, delildir ki,

2- Gerçekten insan[türü] mutlaka bir kaybedişin içindedir.

3- Ancak, inanmış, düzgün-iyi eylemlerde bulunmuş, Hakkı tavsiyeleşmiş ve sabrı tavsiyeleşmiş olanlar hariçtir.

102- Tekasür suresi (Hubeyb öndeş meali)

1- Çokluk yarışı, sizi oyaladı.

2- Sonunda kabirleri ziyaret ettiniz.

3- Asla! Yakında bileceksiniz.

4- Sonra Asla! Yakında bileceksiniz.

5- Asla! Şayet, Kesin olanın bilgisi [ile] biliyor olsaydınız...

6- Kızgın Ateşi mutlaka ama mutlaka göreceksiniz.

7- Sonra, onu [ateşi] Kesin olanın gözü [ile] mutlaka ama mutlaka göreceksiniz.

8- Sonra, o gün nimetlerden yana mutlaka ama mutlaka sorgulanacaksınız.

101- karia suresi (Hubeyb öndeş meali)

1-3- Çarpıcı olan... Nedir (o) çarpıcı olan? Sana, öngörüde bulunmanı ne sağladı? Nedir (o) çarpıcı olan?

4-5- İnsanların dağılmış kelebek[ler]¹ gibi olacağı ve dağların renkli yün[ler] gibi olacağı gün [o çarpıcı olan, gelecektir].²

¹: "firaş=فراش" kelebek anlamındadır. (müfredat : فرش) Kuş ve çekirge olması da mümkündür. (zad'ul mesir)

²: "yevme=يوم" kelimesi, takdiri bir fiil sebebiyle mensuptur. Yani "te'tiy yevme... =تأتي يوم..." anlamındadır. (Müşkül i'rab-ul kur'an)

6-7- Artık, terazileri ağır gelmiş kimseye gelince: O, razı bir yaşam içindedir.

8-9- Terazileri hafif gelmiş kimseye gelince: onun anası [yeri] 'haviye'dir.

10- Sana, öngörüde bulunmanı ne sağladı? O [haviye] nedir?

11- Sıcak bir ateştir.

100- Adiyat suresi (Hubeyb öndeş meali)

1-7- Soluk soluğa koşturanlar, ardından kıvılcım çıkaranlar, ardından sabahleyin baskın yapanlar, ardından onda tozu dumanı savurmuş [olanlar], ardından onunla bir topluluk halinde ortasına dalmış [olanlar] delildir ki, kesinlikle insan, RAB'bine verimsizdir/nankördür; kesinlikle kendisi de buna karşı mutlaka devamlı şahittir.

8- Kesinlikle o, iyinin (hayrın) sevgisine cidden çok güçlüdür (düşkündür).

9-10- Artık, kabirdekiler [ortaya] çıkarılıp yönlendirildiği, göğüslerin içindekiler [öz'ler] çıkarıldığı zaman [İnsan] bilmez mi?

11- Gerçekten, RAB'leri o gün onlara karşı mutlaka haberdardır.

6 Aralık 2019 Cuma

99- Zilzal suresi (Hubeyb öndeş meali)

1-3- Yer, kendi[ne has bir] sarsıntı olarak sarsıldığı; yer, kendi ağırlıklarını çıkardığı ve insan "Ona [yere] ne var? [ne oluyor?]" dediği zaman,

4-5- O gün, [yer] kendi haberini, kendisine RAB'binin vahiy etmesi sebebiyle bahseder.

6- O gün, kendi eylemleri görülsün diye insanlar dağınık gruplar halinde dönerler.

7- Artık, kim bir zerre ağırlığınca iyi eylemde bulunursa, onu görür.

8- Kim, bir zerre ağırlığınca kötü eylemde bulunursa, onu görür.

98- Beyyine suresi (Hubeyb öndeş meali)

1-3- Kitap halkından ve Müşriklerden [Allah'a ortak sayanlardan] gerçeği örtmüş olanlar, açık kanıt yani Allah'tan (gelmiş) olan, içinde dosdoğru bir kitap bulunan temizlenmiş sayfaları okuyup teşvik eden bir Elçi kendilerine gelinceye kadar, (yalanlarından) hiç ayrılacak değillerdi.

4- Kendilerine kitap verilmiş olanlar, ancak kendilerine (o) açık kanıtın gelmesinden sonra gruplaştılar.

5- Onlar, ancak Hanifler [doğruya eğilmiş] olarak, dini kendisine [Allah'a] adamış olarak Allah'a kulluk etmeleri, yönelişi (namazı) ayakta tutmaları (devam ettirmeleri) ve zekatı vermeleri için emir olundular. İşte bu, dosdoğru dindir.

6- Gerçek şu ki, kitap halkından ve Müşriklerden [Allah'a ortak sayanlardan] gerçeği örtmüş olanlar, kendisinde kalıcı oldukları cehennem ateşinin içindedir. İşte onlar kötü halktır.

7- Gerçekten, inanmış ve düzgün-iyi eylemlerde bulunmuş olanlar (evet!) işte onlar, iyi halktır.

8- RAB'lerinin katında onların karşılığı, alt taraflarından ırmaklar akan, içinde ebedi olarak kalıcı oldukları Adn cennetleri'dir. Allah, onlardan razı oldu; onlar da ondan [Allah'tan] razı oldu. İşte bu, RAB'bine saygılı olmuş kimse[ler] içindir.


97- Kadir suresi (Hubeyb öndeş meali)

1- Gerçekten biz, onu kadir gecesinde indirdik.

2- Öngörüde bulunmanı ne sağladı? Nedir kadir gecesi?

3- Kadir gecesi, bin aydan daha iyidir.

4- Melekler ve Ruh(lar), RAB'binin izniyle onun [o gecenin] içinde her emir'den kısım kısım inerler.

5- O, [karanlığı] yaranın [şafağın] dikilmesine/doğmasına kadar bir esenlik'tir.

96- Alak suresi (Hubeyb öndeş meali)

1- Yaratmış RAB'binin ismini oku/an!¹

¹: "bi=ب" harfi cerr'i, zaid sayılarak ve "ikra=اقرأ" emrine "An! (zikir et)" manası verilerek bu şekilde bir anlam verilmesi, dil açısından müsaittir. (Fahreddin Razi, zad'ul mesir)

2- İnsanı bir Alak'dan(rahme tutunan hücreden)¹ yarattı.

3-4- En değerli RAB'bin, kalemle [yazı yazmayı]¹ öğretmiş iken oku!

¹: "yazı yazma" yani "hatt=الخط" kelimesi hazf edilmiştir. Başka bir okuyuşta bu ifadenin bulunması da bu anlamı doğruluyor. (Zamahşeri: keşşaf)

5- İnsana, hiç bilmediği [şeyleri] öğretti.

6-7- Asla! Gerçekten insan, kendisini 'yeterli/ihtiyaçsız' olarak gördü diye taşkınlık ediyor.

8- Kesinlikle, dönüş sadece RAB'binedir.

9-10- Bir kulu, yöneldiği (okuduğu)¹ zaman engelleyeni bana haber ver.

¹: Bakara 3. Ayetin dipnotuna bakınız. "Salat=صلاة" kelimesinin İsra 110. Ayetinde "okuma" manasında kullanıldığı söylenmiştir. Buradan hareketle, bu ayette kullanılan salat kelimesinin "okuma" manasında olduğu söylenebilir. Çünkü peygamber, kendisine gelen vahyi okuyordu. Bu ayette muhtemelen bu anlamda kullanılmıştır. 

11-12- Bana haber ver: eğer o, doğru yol üzerinde idiyse? Ya da korunup sakınmayı emir ettiyse?

13- Bana haber ver: eğer yalanladı ve yüz çevirdi ise?

14- Allah'ın, kendisini gördüğünü hiç bilmedi mi?

15-16- Asla! Şayet, buna hiç son vermedi ise, mutlaka ama mutlaka¹ Alın ile (alnından) yani, yalancı, hata eden bir Alın ile (alnından) tutup yakalarız.

¹: "lenesfeanne=لنسفعن" şeklinde de okunmuştur. (zamahşeri :keşşaf) bu okuyuş tercih edildi.

17- Artık, meclisini [dostlarını] çağırsın.

18- Zebanileri çağıracağız.

19- Asla! Ona gönülden itaat etme! (RAB'bine) secde et ve yaklaş.